Bir Delinin Hatıra Defteri

Bugün Tuğçe’yle yıllardır kapalı gişe oynayan tek kişilik oyun “Bir Delinin Hatıra Defteri”ne gittik. Giden çoğu kimsenin bildiği gibi kapalı gişe oynamasının sebebi, Behzat Ç. rolü ile ünlenen Erdal Beşikçioğlu’nun oyunu olması. Yaklaşık 1.5 yıldır bilet arıyorduk, kısmet sahte kıyametin olduğu bugüne (21.12.2012) imiş. 🙂 Bilet bulabilmek tabii ki hiç kolay olmadı. Bundan 13 gün önce Berkan’la gecenin bir yarısı (saat 2’ydi) Mithatpaşa Caddesi’ndeki 75. Yıl Sahnesi’nin önündeki gişede beklemeye başladık. İlk iki sırayı kapmayı başarabildiğimiz için de sabah saat 10’da uykusuz, rezil ve biraz da hasta olmaya meyilli ama başarının verdiği hazla birlikte biletlerimizi alıp ordan ayrıldık.

Bir Delinin Hatıra Defteri, aslında Gogol’ün yaklaşık 20 sayfalık bir öyküsü. Bir delinin ya da öykü sürecinde bir yerlerde deliren bir adamın günlüğüne yazdıklarını anlatıyor. Zaten akli dengesi pek yerinde olmayan adamın iyice delirmesi ve toplumdaki yerini sorgulaması genel müdürünün kızına aşık olmasıyla başlıyor. Öykü o kadar güzeldi ki, okurken delinin söylediği kimi aptalca sözlere güldüm, kimi mantık dolu cümlelere ise hayıflandım; bir insanın içinde olduğu sistemi bu şekliyle sorgulayabilmesi sanki delilere mahsustu. Kimilerinden duyduğum “deli aslında hiç de delice konuşmuyor,” yorumlarını da buraya bağladım.

Oyuna giderken içimde, delinin günlüğünü nasıl tiyatrolaştırmış olabileceklerine dair bir merak vardı. Oyun düşündüğüm gibi, delinin kendi günlüğünü okuması üzerine kurgulanmıştı. Biz Akün Sahnesi’ndeki performansını izledik. Sahne ortada, etrafına üç sıra plastik sandalyeler dizilmiş; sahnedeyse vinç benzeri bir iş makinesi var. Ben Erdal Beşikçioğlu sahneye nerden girecek diye düşünürken, oyun başladığı zaman 10 dakikadır orda oturmamıza rağmen delinin vincin üstünde yatar vaziyette oyunun başlamasını beklediğini görmediğimizi fark ettim. Yani oyun daha en başından beklentilerimi karşılamaya başlamıştı. Sahnenin yuvarlak olmasının bir dezavantajı, delinin poposunu bolca izlememiz oldu. Ancak rolü o kadar benimsemişti ki, oyundan oldukça tatmin olarak ayrıldım.

Oyun bundan başka bir dizi tesadüfü de yanında getirdi. Bugünün çokça beklenen o sahte kıyamet günü olmasının yanında oyunun da 300. temsiliydi ve Kemal Kılıçdaroğlu da eşiyle birlikte tam karşımızdaki protokolden oyunu izleyenler arasındaydı. Belki delinin poposunu bu kadar çok görmemizin sebebi de budur, bilemiyorum. 🙂

Leave a Reply