Erkekten Egg and Bacon Tarifi

Son yazımdan bu yana bir ayı aşkın zaman geçmiş, bunun sebebi Şubat ortasındaki Amsterdam gezimiz (ki bu da başka bir yazının konusu) ve okulumun açılmasıyla birlikte içerisine girdiğim yoğun dönem. Artık ayağım da alıştığına göre yazılarıma kaldığım yerden devam edebilirim. 🙂

Bacon’ı ilk kez 2011 yazında interrail ile Avrupa’yı gezerken tatmış ve çok beğenmiştim. Türkiye’de istediğim zaman bulabilmeme rağmen fiyatından dolayı henüz burda almış değilim. Hazır Amsterdam’a gitmişken o çok özlediğim süpermarket Albert Heijn’a da bolca uğradım ve bir paketini orda tüketmek, üç paketini de Ankara’ya getirmek üzere 150 gramı 2.50 eurodan bacon almayı ihmal etmedim. Şu an elimdekilerin son tüketim tarihi 11 mart ve henüz bir süre bana yurtdışı yolu gözükmediğinden, canımın bacon çekmesi durumunda burdaki kilosu 80 lira olan ürünlere kalmış durumdayım. Merak edenler ve paraya kıymak isteyenler, Bilkent Real’de ve Ankamall 5M Migros’ta domuz ürünleri (bacon, ham ve türevleri) bulunuyor.

2 kişi için:

Süre: ~10 dk.

10 dilim bacon
4 yumurta
2 dilim tost ekmeği

1 adet genişçe yanmaz yapışmaz (teflon, seramik vs.) tava 🙂
Güzelinden bir maşa (baconları çevirmek için kullanacağız)

Tarif:

Telegraph’ın 2010’da yayınladığı, burdan ulaşabileceğiniz bir makaleye göre, yüksek yağ oranına sahip bacon ve yumurtalı bir kahvaltı oldukça sağlıklı. Yüksek yağ oranı dışında bacon ayrıca oldukça tuzlu bir besin. Her ne kadar yumurta ve ekmekle yendiği zaman tuz tadı biraz azalsa da tamamen kaybolmuyor. Eğer tuzunu almak istiyorsanız, bacon dilimlerini uygun bir şekilde derin bir kaba yerleştirin, kabı soğuk suyla doldurup en az 2-3 saat bekletmek üzere buzdolabına koyun. Ben 12 saatten fazla beklettiğimde baconın yapısında hiçbir bozulma olmamıştı. Yani eğer sabah yemeyi düşünüyorsanız akşamdan koyabilirsiniz.

Aslında tarifinde pek bir şey yok, Tuğçe’ye egg and bacon tarifi yazacağımı söylediğimde benle bayağı dalga geçti. 🙂 Ama olsun, en azından bir iki tüyo vermiş olacağımı düşündüm. Bundan sonrası çok basit. Öncelikle tavayı kızdırarak yeterli sıcaklığa getiriyoruz – bunun sebebi baconları koyduğumuzda hızlıca çekmelerini sağlamak. Tavayı kızdırdıktan sonra baconları koyuyoruz. Kısa bir süre sonra baconlar çekecek ve yumurtalar için yer açılmış olacak. 🙂 Hemen sonrasında da yumurtaları ekliyoruz. Baconları ara sıra çeviriyoruz ki her iki tarafı da güzelce kızarsın. Niye kızarsın diyorum? Çünkü kendi yağında adeta kızarıyorlar. Onlar kızarırken yumurtaların da altlarını kontrol ediyoruz ki yanmasınlar. Burada verebileceğim bir tüyo şu: Bazı baconları yumurtanın beyazının hemen üzerine yerleştirerek farklı bir lezzet yakalayabilirsiniz. Sonrasında zaten baconları yumurta ile birlikte yiyeceksiniz fakat iç içe geçtiklerinde size hazır bir parça çıkmış oluyor.

Tavadayken şu şekilde görünüyorlar:

Egg and Bacon

 

Tabakta ise şu şekilde: 🙂

Egg and Bacon

 

Bir de not düşelim. Domuz ürünleri tüketmeyenler için sanırım son zamanlarda Dana Bacon diye bir ürün çıkmış. Ben henüz görmedim ama Bigos’ta bir hamburgerin içinde yedim – yağsızdı, ama güzeldi. Meraklıları arayıp bulursa bana da haber verebilir. 🙂

Erkekten Tavuk Suyuna Şehriyeli Çorba Tarifi

Adana’da olduğum için bir süredir yazamıyordum, bir erkekten tarifi ile döneyim dedim. Tuğçe hasta olunca isteği üzerine, onun belki bir saatte yapabileceği bu çorbayı oturdum bir(kaç) saatte yaptım. Ama güzel oldu. İçine sevgimi kattım. 🙂

2 kişi için:

Süre: ~90 dk.

1/2 kg. tavuk göğsü
2 lt. su
1 tatlı kaşığı silme tuz

1 yemek kaşığı dolusu tereyağı
1 yemek kaşığı silme domates salçası
2 adet orta boy domates
5 sap maydonoz
2 kahve fincanı yıldız şehriye
(~40 ml)

Çorba kasesine dökülmek üzere birer tutam kuru nane
Yine çorba kasesine dökülmek üzere limonun suyu

Tercihen, tavuğu hızlı haşlayabilmek için düdüklü tencere
Güzelinden bir kepçe 🙂
Yaklaşık 1.2 lt hacme sahip küçük çelik tencere

Tarif:

Öncelikle yapacağımız şey tavuk göğüslerini olduğu gibi normal ya da düdüklü tencereye 2 litre su ile beraber koyup, tuzu da ekledikten sonra haşlamaya bırakmak. Tuğçe düdüklümsü bir normal tencerede haşladı, yaklaşık 40-50 dk. sürdü. Bundan sonra suyu olduğu gibi tencerenin içinde bırakıp tavukları bir tabağa koyarak soğumalarını bekliyoruz.

Yemeğin en önemli noktalarından birisi burası. Tavuklar soğuduktan sonra yaklaşık 100 gramını tiftikleyeceğiz. Geri kalan tavukları kullanmayacağız, onları başka zaman kullanırsınız artık. 🙂 Fazladan tavuk haşlamamızın sebebi bolca tavuk suyu elde edebilmek. Bu işlemin sonunda biraz tavuk suyu da artacak ama kesin olarak o dengeyi kurmak biraz zor. O nedenle biraz fazladan tavuk suyu elde etmekte bence sakınca yok. Az önce söylediğim gibi, tiftikleme kısmı çok önemli. Çorbayı içerken sanki yemek yiyormuş gibi olmamak için olabildiğince ince uzun tiftikler elde etmemiz gerekiyor. Aşağıdaki gibi görünmeli:

Tiftiklenmiş Tavuk Göğsü

 

Şimdi gelelim asıl çorbayı yapmaya. Burda yaklaşık 1 ila 1.2 litrelik bir tencere kullanmamızın sebebi, tencereye ekleyeceğimiz tavuk suyunun hesabını yapmak için ekstradan uğraşmamıza gerek bırakmaması. Ön hazırlık olarak domatesleri soyup rendeliyoruz, maydonozları saplarından ayırıp küçük küçük doğruyoruz.

Tencereye önce tereyağını ekleyip eritiyoruz. Hemen ardından domates salçasını da ekleyip yağ içinde eriyene kadar karıştırıyoruz. Normalde salça eklemeye gerek yok, ancak Tuğçe’nin söylediğine göre kış domatesinin tatsızlığını bir nebze gideriyormuş. Yani yaz domatesiyle yapıyorsanız, hele de Adana gibi mis kokulu domateslerin memleketinde yaşıyorsanız salçaya gerek yok. Bu işlemden sonra da rendelenmiş domatesleri de tencereye ekleyip birbirlerine iyice karışmalarını sağlamak için orta ateşte karıştırmaya devam ediyoruz. Domateslerin çekirdeklerini yok sayarsak homojene yakın bir görünüm elde ettiğimizde – ki bu görünüm tenceredeki harç kaynamaya başladıktan sonra kendini gösterecektir – tencereyi 1 litreye tamamlayacak şekilde tavuk suyunu kepçeyle tek tek ekliyoruz. Eğer tencerenizin hacmini bilmiyorsanız 4.5 * 180 ml hesabıyla tavuk suyu ekleyebilirsiniz. Bir su bardağı ortalama olarak 200 ml hacme sahip. Tamamen ağzına kadar dolduramayacağınız için bir su bardağına 180 ml imişçesine davranmakta sakınca yok. 🙂

Bundan sonrası artık çorbanın kaynamasına bakıyor. Çorba kaynadıktan sonra önce maydonozları ekleyip bir karıştırıyoruz. Ardından şehriyeleri dökerek karıştırmaya devam ediyoruz ki dibi tutmasın, yanmasın, şehriyeler yapış yapış olmasın. Şehriyeler biraz şişmeye başlayınca, tiftiklenmiş tavuk göğsünü de ekliyoruz. Şehriyeler iyice pişip şişene ve tavuk göğüsleri iyice ısınana kadar pişirmeye devam ediyoruz. Çorba çok kıvamlı olmayacaktır. Yani hazır çorbalar gibi kıvam kazanmasını beklemeye gerek yok. Şehriyeler pişince çorba da pişmiş demektir. 🙂

Çorbayı beklemeden kaselere paylaştırıp, nanesini ve limonunu da ekleyerek hasta sevgilinize götürebilirsiniz, afiyet şifa olsun. 🙂

Bu arada çorbanın fotoğrafını da çekmiştim ama telefonda yer kalmadığı için kaydedilmemiş, tiftik fotoğrafıyla yetineceğiz artık.

Erkekten Pilav Tarifi

Her bekar erkek en azından kendine yetecek kadar yemek yapabilmeli. Biz mühendisler için aslında ortada iyi bir tarif varsa yemek yapmak oldukça kolay. Ben bekar değilim ama yine de geçen günlerde pilav yapmayı öğrendim. Sürekli ordan burdan tarif bulup buluşturmamak için de Portakal Ağacı‘ndan alıp biraz değiştirerek uyguladığım tarifimi yazıyorum. Her ne kadar sevgilimin biraz daha sulu/lapa pilavını daha çok sevsem de benim yaptığım tarifle pilav bayağı diri oldu. Pilavın dirisi iyi olurmuş, öyle diyorlar. Yine de sevgilimin pilavını değişmem. 🙂

2 kişi için:

Süre: ~60 dk.

1 su bardağı pirinç (180-200 ml arası – yasemin kokulu pirinç güzel oluyor)
1/2 küçük çay bardağı tel şehriye
1 yemek kaşığı dolusu tereyağı
1.5 su bardağı kaynamış su (270-300 ml arası)
1/2 tatlı kaşığı tuz

Tercihen yayvan, kapaklı teflon bir tava
Malzemeleri tavada karıştırabilmek için tahta ya da teflon spatula
Tercihen suyu hızlıca kaynatmak için elektrikli kettle
Sonradan pilavın nemini almak için havlu peçete

Tarif:

Öncelikle pirinçleri bir kaba koyup, en az üzerini örtecek kadar normal sıcaklıkta (ne soğuk, ne sıcak) su koyuyoruz. Piriçlerin suda çökelmelerini sağlamak için suda yüzen pirinçlere parmağınızla pıt pıt dokunabilirsiniz. Yarım saat böyle bekleteceğiz. Yani sürenin yarısını buraya kadar harcadık. Süre bittikten sonra pirinçlerin suyunu süzüyoruz. Tekrar bi sulayıp yıkıyoruz ve tekrar süzüyoruz. Beklesinler şimdi onlar.

Soğuk tavaya şehriyeleri koyup ocağı en kısık ateşte açıyoruz. Şehriyeleri sürekli olarak spatulayla çeviriyoruz ki yanmasınlar. Pembeleştiklerini göreceksiniz, kokusu da çıkmaya başlar zaten. Yanma derecesine gelmeden ocağı kapatıp tavayı soğuk bir ocağın üstüne alıyoruz. Bunu yapma amacımız, birazdan tereyağını eklediğimizde yağın yanmasını engellemek.

Tavanın 3-4 dk. soğumasını beklerken arada şehriyeleri yine karıştırıyoruz. Süre geçtikten sonra tekrar kısık ateşte ocağı yakıp, tereyağının hepsini ekliyoruz ve karıştırmaya devam ediyoruz. Yağla şehriyeleri iyice karıştırıyoruz. Şehriyeler yağın üstüne yapışacak ama iyi karıştırırsak sıkıntı yok. Tüm şehriyeler yağdan nasibini alsın. O sırada suyu da kaynatmaya başlayalım ki hazır olsun. Burda dikkat etmemiz gereken şey kettle’a 1.5 su bardağı su koyup öyle kaynatmak değil. Suyun buharlaştığını unutmamak lazım. Yani önce bolca suyu kaynatacağız, kaynadıktan sonra ölçüm yapacağız.

Tereyağı iyice eridikten sonra süzülmüş pirinçleri hızlı bir şekilde tavaya döküyoruz. Karıştırmaya devam. Pirinçler yağın da etkisiyle bir süre sonra parıl parıl olacaklar. Bu nokta biraz bizim gözümüzün ayarına kalmış. Parladıklarını gördükten sonra kaynamış suyu ekliyoruz, tuzumuzu atıp şöyle bir karıştırıyoruz. Sonra da malzemeyi iyice tavaya yayıp kapağını kapatıyoruz.

Artık iş suyun emilmesine ve buharlaşmasına kaldı. Suyu tam olarak kaç dakikada bitiyor ölçmek biraz zor. O nedenle arada takip etmek lazım. Yalnız kapağı çok açıp kapatmak iyi değil, pirincin emeceği su buhar halinde tavadan kaçarsa pek hoş olmaz.

Suyu biten pilavımız artık pilav oldu sayılır. Biraz (~10 dk.) dinlenmesi gerek. Tavanın üstüne havlu peçeteleri koyup kapağı öyle kapatıyoruz ki pilavın ısısından buharlaşan su kapakta nemlenip tekrar pilava damlamasın. Peçeteler emsin. Dinlendikten sonra pilav servise hazır.

Şu tarifi başka yerler 5 satırda yazıyor ama ben biraz detaycıyımdır. Bu şekilde uygulayınca güzel oldu. Hatırlamama da yardımcı olacak artık. 🙂