Piramitleri Yaratmak

Dr. Yuval Noah Harari’nin verdiği “İnsanlığın Kısa Tarihi” adlı derse devam ediyorum ve “Piramitleri Yaratmak” olarak adlandırdığı bölümü tamamladım. Aldığım notlar aşağıda:

  • M. Ö. 8500’de en büyük yerleşim alanları köylerdi ve sadece yüzlerce insan bir arada yaşıyordu. M. Ö. 3500’de krallıklar ortaya çıkmıştı bile. Bu krallıklar, sayıları yüzbinlere varan insana hükmedebiliyordu. M. Ö. 1000 yılında ise Akdeniz’de Roma İmparatorluğu, Çin’de Hun İmparatorluğu on milyonlarca insanı kontrol etmeye başlamıştı.
  • M. Ö. 1776 yılında, dönemin en büyük imparatorluğu Babil’di. Bu dönemde, Babil Kralı Hammurabi, imparatorluğunun her noktasında adaleti sağlayacak bir kurallar bütünü oluşturdu.
  • Hammurabi kurallarına göre, insanlar sınıflarına göre 3’e (asiller, halk, köleler) ve cinsiyetlerine göre 2’ye (erkek ve kadın) ayrılıyordu. Her sınıf ve cinsiyete ait insanın farklı bir değeri vardı.
  • Hammurabi kurallarına göre, çocuklar birey sayılmıyordu. Çocuklar, ebeveynlerinin mallarıydı.
  • ABD’nin Bağımsızlık Bildirgesi, tüm insanların eşit yaratıldığını savunuyordu. Bu bildirge, insanların yaşamlarını, özgürlüklerini ve mutluluk arayışlarını koruma amacı güdüyordu.
  • Kot pantolonlar, oldukça dayanıklı yapıda oldukları için, eskiden sadece işçi sınıfına ait bir giysiydi. Bugün eşitliğe inandığımız için zenginler de kot pantolon giyiyor. Eskiden farklı sınıfların aynı giysileri giydiğine rastlanmazdı.
  • Günümüzde eşitlik kadar bireyselciliğe de önem veriliyor. İnsanlar çocukluktan itibaren kendi özel alanlarına (örn. ev içinde kendi odalarına) sahip oluyor ve aile fertleri odaya girmek isterlerse çocuklarından izin alıyor. Bu, çocuğun birey olarak yetişmesine ve gerçek değerinin kendi içinden geldiğine inanmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle çevredekilerin onun hakkında ne düşündüğü o kadar da önemli olmuyor. Bu durum, orta çağlarda tam tersi yönde sirayet ediyordu. Asil sınıfa ait insanlar dahi, kendi değerlerinin başka insanların onları nasıl gördüğüyle ölçüldüğünü düşünüyordu. Bu nedenle, kendilerine yöneltilen eleştirilere dahi canları pahasına karşı koyuyorlardı.
  • Romantik Tüketicilik: Harari’ye göre, bugün insanların yurtdışında tatil yapmak istemelerinin arkasında romantik tüketicilik fikri yatıyor. Bu fikir, çağımızın en popüler iki fikrinin birleşimi: Romantiklik ve tüketim. Romantiklik, çok kısaca, insanın hayatını olabildiğince farklı tecrübelerle doldurması fikrinden öte geliyor. Tüketim fikrine göre ise, mutlu olmak için olabildiğince farklı şeylere sahip olmak, yeni şeyler satın almak gerekiyor.
  • Nesnel: Herhangi bir kimsenin inancından bağımsız olarak var olan.
  • Öznel: Tek bir kişinin inancına bağlı olarak var olan.
  • İnter-öznel: Birden çok kişinin aynı yöndeki inancına bağlı olarak var olan. Örneğin tanrılar, uluslar, şirketler vs. Bu güruhta bir kişinin inancından vazgeçmesi, bu inter-öznel varlığı yok etmez. Ancak bu inter-öznel varlığa inanan çok sayıda kişi inanmayı bırakır veya hayatını kaybederse, o zaman bu inter-öznel varlık değişir, mutasyona uğrar veya komple yok olur.
  • İnsan beyni, az sayıdaki insandan oluşan grupları yönetmek için yeterliyken, aynı şey şehirleri ya da krallıkları yönetmek için söylenemezdi. İnsan beyninin dışına taşan bir yöntem gerekiyordu. Bu yöntemi ise Sümerliler, yazıyı icat ederek buldu. Yazının icadının arkasındaki sebep, çok sayıdaki matematiksel veriyi kaydetmek ve saklamaktı.
  • Tarihteki bilinen ilk yazı bir muhasebe kaydıdır. Bu kayıtta bir muhasebecinin imzası (ismi) yer almaktadır. Yani tarihe geçmiş ilk isim ne bir kral, ne de bir peygamberdir; bir muhasebecidir.

Leave a Reply