Geçmişte Adalet Yok

Dr. Yuval Noah Harari’nin verdiği “İnsanlığın Kısa Tarihi” adlı derse devam ediyorum ve “Geçmişte Adalet Yok” olarak adlandırdığı bölümü tamamladım. Aldığım notlar aşağıda:

  • Farklı ülkeler, farklı sınıf ayrımları uyguluyor ve bu, büyük ölçüde o ülkenin geçmişinde yaşanan olaylara dayanıyor.
  • Örneğin, 3000 yıl önce Orta Asya’dan gelen işgalciler Hindistan’da sayıca azlardı. Zamanla yerleşik halkın kendilerini kovabileceğini fark eden işgalciler, çareyi kast sisteminde buldu ve belli bir sınıfa ait olmayan insanların haklarını sınırladı.
  • Ayrımcılık veya korku, biyolojik temellere dayanır. İnsanlar, hastalık kapabileceklerini düşündükleri için cesetlerden uzak dururlar, ya da kötü görünen yemekleri yemezler. Önceki çağlarda, din ve milliyetçilik bu sistemi çalarak kendilerine uyarladı ve kendilerinden olmayan herhangi bir şeyin insana zararlı olacağı öğretisini yaymaya başladı.
  • Amerika’yı işgal eden Avrupalılar, beraberlerinde Amerikan yerlilerinin daha önce tanışık olmadıkları hastalıkları getirdiler. Bu da, işgalin ilk yüzyılında, yerlilerin %90’ından fazlasının ölümüne ve nihayetinde, kıtada çalışmak için Afrika’dan köle getirilmesine yol açtı.
  • Kölelerin Afrika’dan seçilmesinin 3 ana sebebi vardı: 1) Afrika, Amerika’ya diğer kıtalardan/ülkelerden daha yakındı. 2) Afrika’da zaten oturmuş bir köle ticareti mevcuttu. 3) Amerika’ya taşınan tropik hastalıklara, Afrikalıların kısmen de olsa bağışıklığı vardı.
  • Farklı bölgelerde farklı ayrım sistemleri bulunuyordu. Ama hepsinde geçerli bir ayrım yöntemi vardı: Cinsiyet. Kadın, her zaman erkeğe ait bir obje olmuştu.
  • Bonobo şempanzeleri ve filler dişi dominant topluluklara sahipler. Burdaki temel fark, dişilerin annelik/doğum sebebiyle ortaya çıkan yardım ihtiyacını erkeklerden değil, diğer dişilerden karşılıyor olmaları.
  • Bonobo dişileri, ortalamaya vurulduğunda bonobo erkeklerine karşı fiziksel olarak zayıf kalsa da, dişilerin arasındaki bağ, dişilerin birlikte hareket edip erkeği alt etmesini sağlıyor. Erkekler ise agresif ve rekabetçi yapıları sebebiyle birlikte hareket edemiyor.

İnsan Seli

Dr. Yuval Noah Harari’nin verdiği “İnsanlığın Kısa Tarihi” adlı derse neredeyse 1.5 yıldan sonra devam ediyorum ve İnsan Seli olarak adlandırdığı bölümü tamamladım. Aldığım notlar aşağıda:

  • Homo Sapiens’ten önce hiçbir insan türü Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarının oluşturduğu kara parçasının ötesine geçememiş. Fakat bu kara parçasının yakınındaki ada ya da adacıklara yüzerek veya gelgit etkisiyle suların çekildiği zamanlarda yürüyerek geçebilmişler.
  • Aynı şekilde, Amerika ve Avustralya kıtalarının da dahil olduğu bu kara parçaları arasında, hayvan ve bitki transferi de yapılamamış. Bu da, farklı kıtalardaki hayvan ve bitkilerin, milyonlarca yıl boyunca birbirinden bağımsız olarak evrimleştiği sonucuna çıkmaktaymış.
  • Bulunan Sapiens kemikleri sayesinde, bugün biliyoruz ki 45,000 yıl önce Sapiens Asya’dan Avustralya’ya geçmeyi başarmış. Ama nasıl geçtiklerini veya Avustralya’daki ekosisteme nasıl adapte olduklarını bilmiyoruz.
  • Teorilerden biri, Endonezya tarafındaki Sapiens’in, ilk taşıma ve/veya balık tutma amaçlı botları yaptıkları ve ilk denizaşırı kâşifler oldukları yönünde.
  • İlginç bir bilgi: Yunus ve balinaların ataları, kara canlılarıymış.
  • 50,000 yıl önce, Avustralya’da 50 kilonun üzerinde 24 çeşit hayvan yaşıyormuş. Sapiens’in ayak basmasıyla beraber, zaman içinde bu sayı 1’e düşmüş. Hâlâ hayatta olan bu hayvanın adı kırmızı kanguru.
  • Büyük hayvanların neslinin tükenmesi daha kolay. Çünkü hamilelik ve hamilelikler arası bekleme süreleri büyük hayvanlarda daha uzun. Aynı şekilde, bir doğumda dünyaya gelen yavru sayısı, diğer hayvanlara nazaran daha az oluyor.
  • Sürprize dayalı bir teori var. Sapiens, Avustralya’ya vardığında elinde önemli bir koz vardı: Sürpriz. Sapiens, tehlikeli görünmüyor; güçlü bir çenesi, sivri dişleri ya da salgılayabileceği bir zehri yok. Bu nedenle Avustralya’daki hayvanların da Sapiens’ten korkmalarına bir neden yoktu. Ancak görünüş her şey demek değil. Asya, Afrika ve Avrupa’daki hayvanlar Sapiens’ten korkmayı ve uzak durmayı öğrenmişken, Avustralya’daki hayvanların nesli, bunu öğrenemeden tükendi.
  • Sapiens, Avustralya’ya ulaştığında ateş kullanmayı iyi biliyordu. Daha rahat hareket edebilmek için etraflarındaki bitki örtüsünü yakmaya başladılar. Bu sıralarda okaliptüs ağaçlarının sayısı nispeten azmış. Okaliptüs ağacının özelliklerinden biri, ateşe karşı diğer ağaçlardan daha dayanıklı olmasıdır. Bu nedenle, okaliptüsler ayakta kaldı ve hatta sayıları da çoğalarak bugün kıtanın dominant bitki örtülerinden biri oldu.
  • Amerika kıtasına ilk göç, Sibirya üzerinden oldu. Sibirya ile Alaska arasındaki deniz seviyesi, insanların ve hayvanların iki kıta arasında yürümesine olanak veriyormuş. Milattan önce 10,000 yılında, Amerika kıtasının en güney noktasında dahi yerleşim varmış.
  • Sapiens’in Amerika kıtasında yayılması, o zamanki hayvansal ve bitkisel çeşitliliği de etkiledi. O zamanlar Kuzey Amerika’da 46, Güney Amerika’da 60 farklı cins memeli hayvan yaşıyordu — ki her bir cinsin altında birden çok hayvan çeşidi olduğunu belirtmekte de fayda var. Sapiens sadece 1000 ila 2000 yıl içerisinde, Kuzey Amerika’daki 34 cinsi, Güney Amerika’daki 50 cinsi tamamen yok etmeyi başarmış. Bu hayvanların arasında mamutlar ve şu ankinden çok daha büyük aslanlar da bulunuyor.
  • Avustralya ve Amerika kıtalarında yaşanan bu “nesil tükenme” olayları, dünya üzerindeki irili ufaklı bütün adalarda, Homo Sapiens’in adaya ayak basmasıyla her defasında gerçekleşmiş.
  • Nuh’un Gemisi’ni hepimiz biliriz. Bir sel gelir ve bütün hayvanların neslinin tükenmesine yol açar… Nuh’un bir erkek, bir dişi topladığı örnekler hariç. Yuval Noah Harari bir benzetme yaparak diyor ki; o sel aslında sudan değil, biz insanlardan oluşuyordu.

İnsangiller

Çeşitli bölgelerden alınan neandertal fosillerinden elde edilen verilere göre çıkarılan bir çocuk neandertal heykeli
Çeşitli bölgelerden alınan neandertal fosillerinden elde edilen verilere göre çıkarılan bir çocuk neandertal heykeli

Homo Sapiens adını verdiğimiz modern insanlar, dünya üzerinde yaşamış tek insan türü değiller. Bu dünya Homo Erectus, Homo Denisova vb. başka türlerin varlığına da şahit olmuş. İnsangiller olarak çevirdiğim “aile” ise, İnsan Ailesi. Son halkası Homo Sapiens olan bir aileyiz ve bu aile ile ilgili bazı ilginç gerçekler öğrendim:

  • İlkel insanlar, ~100 bin yıl önce orman yakarak içinde yaşayan hayvanları kolayca avlamış ve pişirmiş olurlarmış – böylece akşam yemekleri çıkarmış.
  • Şempanzeler, midenin yemeği daha rahat sindirebilmesi için günde 5 saatlerini çiğnemekle geçirirlermiş.
  • Ateşin insanlığa en büyük faydalarından biri, insanlığın daha kolay çiğnemesini sağlayan pişmiş besinlere olan erişimini sağlaması olmuş.
  • İnsanlarının çenelerinin küçülmesini ve beyinlerinin büyümesini ateşin kullanımına bağlayan araştırmacılar mevcut; çünkü yiyeceğin kolay sindirilmesi insanların küçük çene ve kısa sindirim sistemine sahip olarak da yaşayabilmesini sağlamış.
  • Kartallar (biliyorum insanla alakası yok 🙂 ama araya kaynadı) sıcak hava akımının bulunduğu yeri tespit edip, enerji harcamadan bu akıma kapılarak yükselebiliyorlarmış.
  • Homo Sapiens’ın ne zaman ortaya çıktığına dair kesin bir şey söylenemiyor (300 bin yıl öncesi ile 200 bin yıl öncesi arasında tartışmalar sürüyormuş) ama neredeyse tüm araştırmacılar 150 bin yıl önce Doğu Afrika’da Homo Sapiens’ın yaşadığı konusunda hemfikir. 70 bin yıl önce ise Homo Sapiens Orta Doğu’ya göç ederek burdan Avrasya topraklarına dağılıyorlar.
  • Homo Sapiens Avrasya’ya yayıldığında burda hali hazırda yaşamakta olan Neandertaller ve diğer insan türleriyle karşılaşıyor. Interbreeding Theory’ye göre, Homo Sapiens burda Neandertaller ile birlikte olarak bugünkü insanları ortaya çıkarmış. Yani bu teori doğruysa bugün Avrupa ve Orta Doğu’da yaşayan insanlar saf Sapiens değil.
  • Aynı şekilde 60 bin yıl önce Çin dolaylarına ulaşan Sapiens, burda da Homo Erectus ve Homo Denisova ile birleşmiş. Bu teoriye göre saf Sapiens olabilecek tek insanlar Afrikalılar.
  • Diğer bir ana teori olan Replacement Theory’ye göre ise Sapiens ile diğer türler arasında çeşitli sebeplerden dolayı (anatomi farklılığı vs.) cinsel birleşme olmamış ve olsa dahi bu kısır bir döle (at ve eşekten katır doğması gibi) yol açmış; bu da Neandertaller gibi Sapiens dışı insanların neslinin tükenmesine neden olmuş. Bu teoriye göre, şu an herkes Homo Sapiens.
  • 2010’a kadar Replacement Theory’nin doğru olduğu düşünülüyormuş; fakat 2010’da yayınlanan bir çalışma farklı bir gerçek olduğunu göstermiş. Avrupa’da modern insan genomunun %4’ü neandertal genlerinden oluşuyor. Birkaç ay sonrasında yayınlanan diğer bir çalışma ise, Avustralya’da yaşayan modern insanın ve aborjinlerin genomunun %6’sının Homo Denisova genlerinden oluştuğunu gösteriyor.

Bu bilgiler için A Brief History of Humankind kitabının yazarı Dr. Yuval Noah Harari’ye teşekkürler.

%d bloggers like this: