2015’te neler yaptım?

2015 bitti. 2014’te başladığım hedeflerime ulaşma macerama bu yıl da devam ettim. Fakat çeşitli çok büyük olaylar yüzünden o kadar yorulduğum bir yıl oldu ki, gördüğüm kadarıyla hedeflerimin birçoğuna ulaşamamışım. Zaten yazının sonunda da açıklayacağım üzere, taktik değiştiriyorum. Çünkü ne kadar yoğun olursam olayım, biliyorum ki her zaman hedeflerimin önüne engeller çıkabilir. Bu beni yıldırmamalı.

Bu yılın benim için en önemli olayı: Tuğçe ile evlendik! Hedeflerime de koymuştum, belki biraz cepte bir hedef gibi görünebilir ama yaşarken öyle olmadığını hissediyorsunuz. Bir diğer büyük olay ise Yetenek.li’nin kapanması. 60 bin kullanıcı barajını aşıp, kayda değer bir aylık ziyaretçi sayısına ulaşsak da, arkasında şu an anlatamayacağım sebeplerden dolayı Yetenek.li’ye son vermek durumunda kaldık. Fakat Ağustos itibariyle başladığımız yeni bir şeyler var; ki bu da bu yılın (ve çok büyük olasılıkla önümüzdeki yılın) benim için en büyük olaylarından biri. 🙂 Fakat onu da şimdi anlatmayacağım. Ufaktan listeye geçiş yapalım.

Kişisel

  • 20 kitap oku 26/20
    • Bu kadar yoğun olmasam çok daha fazlasını okumuş olabilirdim. Bu yıl inanılmaz kitaplar okudum; belki de benim için en aydınlatıcı/motive edici olanı Peter Thiel‘in Zero to One‘ıydı. Adam gerçek bir vizyoner. – 100%
  • 75 kiloya düş 94/75
    • Bu yılki en büyük başarısızlığım olabilir. 82 kiloyla başladığım yılı 94 kilo ile kapattım. Bunun arkasındaki en büyük sebep çok çalışmam ve Tuzla’da yaşadığım/evlilik öncesi olduğum için spor yapamamamdı. Bu kadar sık kilo verip geri almak oldukça sağlıksız. Fakat bu kiloda kalmak daha da sağlıksız. O yüzden bu yıl odaklanacağım noktalardan birisi bu. – 0%
  • 6 film hakkında yaz 0/6
    • Çok fazla film izledim ama hiçbiri hakkında yazmak içimden gelmedi. – 0%
  • Eduardo’yu bitir
    • Başladığım ama devam edemediğim kitap denemem. Kabul ediyorum: Kitap yazmak önemli derecede motivasyon ve konsantrasyon gerektiriyor. Benimse kafamı meşgul eden çok fazla şey vardı. Hareketsiz olmam bu yıl birçok şeyi etkiledi; bu madde de onlardan biri. – 0%
  • Fransızca bir kitap oku 0/1
    • Pekala; Fransızca’yı koyverdim! Fakat İsveççe öğrenmeye başladım. Yeni bir şeylere geçmem gerekiyordu. Yıllar boyunca Fransızca öğrenmeye çok kez başladım, belli bir seviyeye geldim ve bıraktım. Demek ki Fransızca beni yeterince motive edemiyor. İsveççe ile şu an aramız çok daha iyi. İsveççe ise, önümüzdeki yıl için daha anlamlı bir hedefi hak ediyor. – 0%
  • 6 rüyanı yazıya dök 0/6
    • Zamansızlık… Ya da bu sadece bir bahane. 🙁 Başucuma bir defter koymak yetiyor. Neyin zamansızlığı? Tekrar denenecek bir hedef bu da. – 0%
  • İncil, Kuran ve Tevrat’ı oku 0/3
    • Kuran’ı okumaya başladım ama sanırım yolda ilgimi kaybettim. Türkçe değil, sanırım Oxford Press’ten basılmış İngilizce versiyonunu okuyorum. Devam edebilirim, emin değilim. Onun yerine Budizm’e merak saldım. Bence çok daha ilgi çekici bir prensipler dizisi. Yine de bu kitapları da okumayı istiyorum; sanırım Budizm ile beraber dünyadaki çoğu insanın bağlı olduğu dini (her ne kadar Budizm bir dinden çok düşünçe şekli olsa da) anlamama yardımcı olacak. – 15%

Kategori yüzdesi: 26%

Günlük

  • Mahalleyi keşfe çık
    • Tuzla’nın nesini keşfe çıkacaktım? Bunu bir nebze Bostancı’da yaptım sayılır. Ama amaca yönelik değildi. Bilmiyorum. Hala olabilir? – 0%
  • 1 ay boyunca vejetaryen olarak yaşa
    • Zamansızlık. 1 hafta olarak düzenlemeyi de düşündük (Tuğçe ile birlikte) ama ben 1 haftanın anlamsız olacağını düşünüyorum. 1 ay oldukça önemli. – 0%
  • 20 lirayla 1 hafta yaşa
    • Bu maddeyi detaylandırıp 2016’da tekrar uygulamayı planlıyorum. – 0%

Kategori yüzdesi: 0% 🙁

Sevgiliyle Birlikte

  • Daha önce gitmediğin 5 farklı yere git 3/5
    • Bu yıl Nisan ayında Berkan ve Pınar ile İspanya’ya, Alican ve İnci’yi ziyarete gittik. Barcelona’dan başlayan yolculuğumuzda Katalonya’yı gezdik; Aigüestortes adında bir dağa çıktık. İnanılmaz bir yerdi. Ekim başında balayımız için Göcek’e gittik. Aralık ayında ise Pınar ve Muzaffer ile Kocaeli’nde güzel bir bungalov tatili yaptık. – 60%
  • Telefonunu yanına almadan tüm bir gününü dışarda geçir
    • Yine olmadı. Bu da aslında bana önemli bir şeyi gösteriyor: Telefonlarımıza bağımlı yaşıyoruz! – 0%
  • Evlen 🙂
    • Evlendik! 🙂 – 100%

Kategori yüzdesi: 74%

Hayat

  • Sevdiğin bir muhite taşın
    • Bu yılın en büyük başarılarından biri bu olabilir. Hayvan dostu bir muhite taşındık: Bostancı. Sahile yakın, metroya yakın, her yer kedi dolu. Buralar çok güzel. 🙂 – 100%
  • Blogdaki portfolyoyu güncelle
    • Gerek duymadım. – 0%

Kategori yüzdesi: 90%

Spor

  • Toplamda 100 km koş 5.3/100
    • Tuzla’da koşacak yer yoktu. Düşünüyorum da, Tuzla beni gerçekten kötü etkilemiş. Bostancı’ya taşındıktan sonra şimdilerde ancak normal hayatımıza dönebiliyoruz. Bu yıl çok daha farklı olacak. 🙂 – 5%
  • Avrasya Maratonu’nda 10 km koş
    • Biletimizi aldık, koşacağız. 1 hafta kala ayağımı yaraladım. İçimde ukte kaldı. 🙁 – 0%
  • Bridge Jumping yap
    • İspanya’da yapacaktık ama zaman yaratamadık. – 0%
  • P90X3’ü 1 kere bitir 0/1
    • Eh… – 0%

Kategori yüzdesi: 2%

Programlama

  • Hacker Rank’te 7 Game Theory Challenge’ı çöz 0/7
    • Sanırım ilgim programlamadan çok business problemleri çözmeye yöneldi. Bilmiyorum. Hiç içimden gelmedi. – 0%
  • Project Euler’de 5 soru çöz 0/5
    • Aynı şekilde. – 0%

Kategori yüzdesi: 0%

Kariyer

  • Yetenek.li‘nin 250 bin üyeye ulaştığını gör 60000/250000 – 24%
  • Yetenek.li‘nin iOS uygulamasını çıkar – 0%

Kategori yüzdesi: 18%

Akademik

  • Coursera üzerinde 4 ders tamamla 0/4 – 0%
  • GMAT sınavından 780 puan al
    • 680 aldım. Hedefi yüksek tutmak iyidir. 🙂 800 üzerinden fena bir puan değil bence. – 87%
  • Yüksek lisansa başla – 100%

Kategori yüzdesi: 67%

Toplum

  • 3 TEDTalk çevir 0/3
    • Topluma yönelik hedeflerimde farklı şeyler yapmaya karar verdim. – 0%

Kategori yüzdesi: 0%

2015 yüzdesi: 37%

Dipnot: Hesaplamaları nasıl yaptım? Her kategorideki maddeleri önem sırasına göre dizip ağırlıklı ortalamalarını aldım. Sonra da aynı işlemi kategoriler arasında yaptım.

2016 ilk çeyrek hedeflerim burda: http://e-k.in/hedefler-2016-ilk-ceyrek/

İnanç Özgürlüğü Üzerine

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre, her bireyin kendi inancını seçme ve bu inancına göre ibadet etme hakkı bulunuyor. Bu, teoride güzel bir düşünce olsa da ne yazık ki pratikte rahat uygulanabilen bir hak değil. Rahatça uygulanamamasının sebebi de yerleşik kültür ve bu kültürün getirdiği mahalle baskısı.

Türkiye’de inanç özgürlüğü üzerine bir tartışmanın içerisinde bulunursanız, duyacağınız şey, Türkiye’nin her vatandaşına inancını özgürce yaşama imkanı sunduğudur. Fakat bu ülkede inanç özgürlüğü demek, hıristiyansanız, yahudiyseniz ya da ateistseniz, insanların sizi müslüman yapmaya zorlamamaları demek. Dininizin ya da dinsizliğinizin gereklerini hakkıyla yerine getirmeye kalktığınızda ayıplanır ve Tanrıtanımazlıkla (!) suçlanırsınız. Yani teorik olarak, “ben müslüman değilim,” demekte serbestsiniz; ancak müslüman olmamanın getirdiği toplumsal baskıyla yaşamak zorundasınız.

İnanç meselesinden fazla uzaklaşmak istemesem de, inanç dışı bir örnekle durumun vehametini ortaya koymak istiyorum. Bu toplumu oluşturan insanlar, zaman zaman belli etnik kökene sahip (yahudi, kürt veya ermeni vb) başka insanlara karşı pek de toleranslı olmadıklarını gösterdiler. Üstelik etnik köken, kişinin değiştirmek istese de değiştiremeyeceği bir özelliği. Henüz farklı bir etnik kökeni tolere edemiyorken, toplumun çoğunluğunun sahip olmadığı bir inancı tolere edebilmek yakın zamanda mümkünmüş gibi gelmiyor.

Toplumların özgürlüğü kadar, bireylerin de toplumlardan bağımsız olarak özgür olabildikleri, refah bir ortam yaratabildiğimizde, güzel günlere bir adım daha yaklaşmış olacağız.

Schelling’in Ayrışma Modeli

Orijinal adı Schelling’s Segregation Model olan model, insanların bir arada yaşamasının belli kriterlere bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Irk, din, yaş, etnik köken, dil vb. kriterler, insanların yaşayacakları çevreyi seçmelerinde önemli birer etken. Çıkarılan haritalarda ise, birbirine benzeyen insanların aynı çevrede yaşamaya eğilimli oldukları görülmüş. Thomas Schelling ise bu ayrışmayı benzerlik yönünden tanımlayan bir model yaratmış ve bu sayısal modeli 0 ile 1 arasında ölçeklendirerek adına farklılık indeksi demiş.

Dörder bloktan oluşan, iki farklı şehir düşünelim. Her bir blokta yaşayan 10 kişi olduğunu varsayalım.

Atina: 1 blok zengin (A), 1 blok fakir (B), 2 blok yarı zengin yarı fakir (C ve D)
Prag: 4 blok yarı zengin yarı fakir (A, B, C ve D)

Bu iki şehrin farklılık indeksini bulmak için aşağıdaki formülü kullanacağız:

z: blokta yaşayan zenginlerin sayısı
Z: tüm zenginlerin sayısı

f: blokta yaşayan fakirlerin sayısı
F: tüm fakirlerin sayısı

Formül: |z/Z – f/F|

Atina A Blok: |10/20 – 0/20| = 1/2
Atina B Blok: |0/20 – 10/20| = 1/2
Atina C ve D Blok: |10/20 – 10/20| = 0

Sıra, bu değerleri blok sayılarına göre toplamaya geldi:

1 * 1/2 + 1* 1/2 + 2 * 0 = 1

Burası önemli. Schelling, ölçeği 0 ile 1 arasında tutmak için, sonuç ne çıkarsa çıksın 2’ye bölüyor. Ölçeklendirme için biz de aynısını yapacağız ve Atina’nın farklılık indeksini 0.5 olarak bulacağız. Aynını Prag için de yapalım.

Prag A, B, C ve D Blok: |20/20 – 20/20| = 0

4 * 0 = 0

0 / 2 = 0

Atina’nın farklılık indeksi 0.5 iken Prag’ın farklılık indeksi 0. Yani Atina halkı, zengin ve fakirlerin oturdukları muhitler açısından Prag’a göre daha çok ayrışmaya uğramış; Prag’da ise zenginler ve fakirler aynı yerlerde oturuyor. Bu modeli, sadece zenginler ve fakirler olarak sınırlamaya gerek yok, her türlü konuda kullanmak mümkün.

İnsanlığın Bilişsel Devrimi

Bilişsel Devrim'in bir ürünü
Bilişsel Devrim’in bir ürünü

A Brief History of Humankind kitabının yazarı Dr. Yuval Noah Harari’den öğrendiklerimi aktarmaya devam etmek istiyorum. Bu sefer yazacağım maddeler, insanlığın, daha doğrusu Homo Sapiens’in bilişsel devrimiyle alakalı. Konuyla alakalı daha önceki yazımı okumak isterseniz: http://e-k.in/insangiller/

  • 70 bin yıl önce, homo sapiens Doğu Afrika’da ikinci kez ortaya çıktığında neandertalleri ve diğer insanların varlıklarını dünya üzerinden tamamen sildi ve Avrupa ile Asya’da yerleşmeye başladı.
  • 45 bin yıl önce ise homo sapiens denizi aşmayı başararak Avustralya’ya ulaştı.
  • 15 bin yıl önce ise Amerika kıtasına ulaştılar.
  • Homo Sapiens’in 70 bin yıl önceki başarısı, dünyaya yayılması ve değişik ekolojik şartlara kısa süre içinde (evrimsel) uyum sağlaması oldu.
  • 70 bin yıl önce homo sapiens yeni teknolojiler de üretmeye başladı. Bunun başında ise bildiğimiz “bot” geliyor. Botun icadıyla beraber denize açılmaya ve Avustralya dahil adaları keşfetmeye başladılar.
  • Arkeolojik kayıtlara göre 40-50 bin yıl önce, homo sapiens iğne kullanmaya başlamış. Böylece dikiş kullanarak kürkler, deriler, botlar, çadırlar yapmayı öğrenmişler.
  • O zamanlar taş vb. şeylerden gazyağı lambaları yapmışlar. Bu da mağara çizimlerine ve resimlere yol açmış. Dr. Harari bunu sanatsal devrim olarak nitelendiriyor.
  • 70 bin yıl öncesinden itibaren yeni teknolojiler ortaya çıkmakla kalmadı, bu teknolojilerin gelişimi zamanla gelişimi de gözlendi. Ayrıca mücevherat ve sanat gelişti. Kompleks toplumlar (yüzlerce insan) görülmeye başlandı. Bununla birlikte dinin ilk ortaya çıkışı da bu zamana denk düşmektedir.
  • 30 bin yıl önce Almanya’da başı aslan, vücudu insan olan bir heykel yapılmış. Bu, hayal gücünün o zamanki varlığının bir işareti.
  • 100 bin yıl önceki homo sapiens aynı bizim gibi görünüyordu ve üstelik bizimle aynı boyuttaki bir beyne sahipti. Ama çoğu araştırmacı, homo sapiens’in o zamanlar yeterli bilişsel yeteneklerinin olmadığını, bunların 70 bin yıl önce gelişmeye başladığını düşünüyor. 100 bin yıl önceki insanlar birbirleriyle iletişim kuramaz ve düşünmeyi hatırlayamazken, 30 bin yıl önce Almanya’daki o heykeli yapanlar aynı bizim gibi konuşarak (tabii ki kendi dillerinde) iletişim kurabilmiş ve düşünebilmişlerdir. Bu, bilişsel devrim. Tarihi başlatan devrim.
  • Bu bilişsel devrimin sebebine dair sadece spekülatif teoriler mevcut. Bunların en ağır basanıysa, önceden beynimizin sağ ve sol loblarının ayrı çalıştığı ve birbirlerine bağlanmalarıyla birlikte bu bilişsel yeteneklerin geliştiği.
  • Mitler, tanrılar, dinler bilişsel devrimle ortaya çıktı. İnsanların birbirleriyle dedikodu yapabilmeleri, yaklaşan tehlikeler konusunda iletişime geçebilmelerinden daha önemli bir etken.
  • Bildiğimiz kadarıyla başka hiçbir tür, olmayan şeyler hakkında konuşamıyor. Buna kurgusal dil diyoruz.
  • Kurgusal dil, homo sapiens’in başına gelmiş en iyi şeylerden biri ve büyük bir avantaj; çünkü sadece birey olarak düşünmemizi ve hayal etmemizi sağlamakla kalmıyor, bunu grup halinde yapmamızı da sağlıyor. Bizim türümüzü dünyanın efendisi yapan şey bu.
  • Karıncalar ve arılar, çok büyük sayılara varan türdeşleriyle işbirliği yapabilir ama yeni tehditlere ve olasılıklara karşı nasıl davranacaklarını bilemezler. Şempanzeler ve fillerde bu esneklik daha fazladır, ancak onlar da yalnızca küçük gruplar oluşturabilirler. Homo Sapiens, bu iki sorunu da eşzamanlı çözebilmektedir ve bu da dünyayı yönetebilmemizin en büyük sebebidir.
  • Şempanzeler kendi küçük gruplarında birbirlerini tanımak durumundadırlar. İnsanlarda da durum böyleydi ama bilişsel devrimle beraber dedikodunun yaygınlaşması daha büyük grupların oluşabilmesine imkan sağladı.
  • Ancak dedikodunun da bir sınırı var. Araştırmalar gösteriyor ki, bir insanın yakından tanıyabileceği insan sayısı 100’ü geçemiyor, dedikodu yapabileceği insan sayısı ise (ortalama) 150 civarında.
  • Bütün kurumlarda düzeni sağlanabilen gruplardaki kişi sayısı 150 ile sınırlı. Buna aileler, askeri kurumlar, şirketler de dahil. (Burda benim eklemek istediğim iki bulgu var. Facebook’ta yapılan bir araştırmaya göre insanların ortalama arkadaş sayısı 190. Aynı zamanda bu sayının medyanı ise 100. Diğer bahsetmek istediğim şey ise, GitHub adındaki yazılım şirketi. Bu şirketin, çalışanlarını yönetmesi için herhangi bir müdür pozisyonu bulunmuyor. Çalışanlar, kendilerini yöneten birileri olmadan çalışıyorlar ve Wikipedia’ya göre 2013 yılındaki çalışan sayısı 148.)
  • 150 kişilik bir grupta herkes herkesi tanıyabilir ama bundan daha büyük gruplarda bu oldukça zordur.
  • Bundan daha büyük gruplar, ancak ortak hayal gücü ile var olabilir. Bunun örnekleri ise din ve devlet (milliyetçilik) gibi kurumlar: Yani aynı şeye inanmak.
  • Hocus Pocus, latince “hoc est corpus meum” cümlesinden geliyor. “Bu benim bedenim” anlamını taşıyan bu cümle, katolik dogmaya göre uygun yerde ve zamanda, uygun şekilde giyinmiş bir rahip tarafından söylendiğinde, ekmek ve şarabı tanrının bedeni ve kanına çeviriyor.
  • Yalan ve inanç farklı şeyler. Yalan, gerçek bilindiği halde tersi söylendiğinde olandır. İnanç ise, fazla sayıdaki insanın aynı hayale inanmasıyla meydana gelir. (Yani daha önceden Türkiye’de olay olmuş “Allah yok, Din yalan” lafı, ateistler için bile yanlış bir söylem.)
  • İki türlü değişim mevcut: Genetik ve kültürsel.
  • İki şempanze türü var. Sıradan şempanzeler ve Bonobolar. Genetik değişikliğin toplumsal yapıyı etkilediğini bu iki tür şempanzeye bakarak görebiliriz. Sıradan şempanze toplulukları baskın bir erkek üye tarafından yönetilirken, bonobo toplulukları, dişi bonoboların ittifakıyla yönetilir. Bu genetiksel durum, kolay kolay değişmez.
  • Öte yandan, bir de topluluğun kültürsel değişim durumu var ki daha çabuk olabilir. Bundan 60 yıl önce Japonya’da Kushima Adası’nda bir deney yapılmış. Bu deneyde makak maymunlarına üstüne kum yapışmış olan tatlı patatesler verilmiş. Elleriyle kumu temizlemeye çalışan maymunlar başarıya ulaşamamış ama deneyi yürüten bilim insanlarının Emu adını verdiği dişi maymun, patatesi suya sokmayı akıl etmiş ve patatesi temizlemiş. Bu kültürsel gelişim nesilden nesile aktarılmış ve bugün dahi Kushima Adası’nın makak maymunları bu yöntemi biliyormuş.
  • Birebirde homo sapiens’in bir neandertale karşı şansı olamazdı; çünkü neandertal güçlüydü ve homo sapiens kadar da sofistikeydi. Ama iki tarafın kalabalık toplulukları karşı karşıya geldiğinde homo sapiens üstün geldi; çünkü homo sapiens’in bilişsel iletişim yetenekleri varken, neandertallerin yoktu.
  • Neandertaller ancak 3-4 kişilik grupları idare edebilirken, homo sapiens onlarca kişiyi aynı anda idare edebiliyordu.
  • Bilişsel devrimle neler değişti?
  1. Temel ihtiyaçlara yönelik, insanların birbirine haber verebilme yetisi gelişti.
  2. Dedikodu sayesinde insanlar arasında yüklü miktarda bilgi alışverişi başladı.
  3. Kurgusal dilin gelişmesiyle, insanlar aslında var olmayan şeyleri yaratmaya ve hayatlarını bu hayali ürünler üzerine kurmaya başladı. Bunlara ülkeler, insan hakları, şirketler, tanrılar da dahil.
  • Kurgusal dil, toplulukların sosyal davranışlarını çok hızlı bir şekilde geliştirebilmelerini/değiştirebilmelerini sağlıyor.