2015’te neler yaptım?

2015 bitti. 2014’te başladığım hedeflerime ulaşma macerama bu yıl da devam ettim. Fakat çeşitli çok büyük olaylar yüzünden o kadar yorulduğum bir yıl oldu ki, gördüğüm kadarıyla hedeflerimin birçoğuna ulaşamamışım. Zaten yazının sonunda da açıklayacağım üzere, taktik değiştiriyorum. Çünkü ne kadar yoğun olursam olayım, biliyorum ki her zaman hedeflerimin önüne engeller çıkabilir. Bu beni yıldırmamalı.

Bu yılın benim için en önemli olayı: Tuğçe ile evlendik! Hedeflerime de koymuştum, belki biraz cepte bir hedef gibi görünebilir ama yaşarken öyle olmadığını hissediyorsunuz. Bir diğer büyük olay ise Yetenek.li’nin kapanması. 60 bin kullanıcı barajını aşıp, kayda değer bir aylık ziyaretçi sayısına ulaşsak da, arkasında şu an anlatamayacağım sebeplerden dolayı Yetenek.li’ye son vermek durumunda kaldık. Fakat Ağustos itibariyle başladığımız yeni bir şeyler var; ki bu da bu yılın (ve çok büyük olasılıkla önümüzdeki yılın) benim için en büyük olaylarından biri. 🙂 Fakat onu da şimdi anlatmayacağım. Ufaktan listeye geçiş yapalım.

Kişisel

  • 20 kitap oku 26/20
    • Bu kadar yoğun olmasam çok daha fazlasını okumuş olabilirdim. Bu yıl inanılmaz kitaplar okudum; belki de benim için en aydınlatıcı/motive edici olanı Peter Thiel‘in Zero to One‘ıydı. Adam gerçek bir vizyoner. – 100%
  • 75 kiloya düş 94/75
    • Bu yılki en büyük başarısızlığım olabilir. 82 kiloyla başladığım yılı 94 kilo ile kapattım. Bunun arkasındaki en büyük sebep çok çalışmam ve Tuzla’da yaşadığım/evlilik öncesi olduğum için spor yapamamamdı. Bu kadar sık kilo verip geri almak oldukça sağlıksız. Fakat bu kiloda kalmak daha da sağlıksız. O yüzden bu yıl odaklanacağım noktalardan birisi bu. – 0%
  • 6 film hakkında yaz 0/6
    • Çok fazla film izledim ama hiçbiri hakkında yazmak içimden gelmedi. – 0%
  • Eduardo’yu bitir
    • Başladığım ama devam edemediğim kitap denemem. Kabul ediyorum: Kitap yazmak önemli derecede motivasyon ve konsantrasyon gerektiriyor. Benimse kafamı meşgul eden çok fazla şey vardı. Hareketsiz olmam bu yıl birçok şeyi etkiledi; bu madde de onlardan biri. – 0%
  • Fransızca bir kitap oku 0/1
    • Pekala; Fransızca’yı koyverdim! Fakat İsveççe öğrenmeye başladım. Yeni bir şeylere geçmem gerekiyordu. Yıllar boyunca Fransızca öğrenmeye çok kez başladım, belli bir seviyeye geldim ve bıraktım. Demek ki Fransızca beni yeterince motive edemiyor. İsveççe ile şu an aramız çok daha iyi. İsveççe ise, önümüzdeki yıl için daha anlamlı bir hedefi hak ediyor. – 0%
  • 6 rüyanı yazıya dök 0/6
    • Zamansızlık… Ya da bu sadece bir bahane. 🙁 Başucuma bir defter koymak yetiyor. Neyin zamansızlığı? Tekrar denenecek bir hedef bu da. – 0%
  • İncil, Kuran ve Tevrat’ı oku 0/3
    • Kuran’ı okumaya başladım ama sanırım yolda ilgimi kaybettim. Türkçe değil, sanırım Oxford Press’ten basılmış İngilizce versiyonunu okuyorum. Devam edebilirim, emin değilim. Onun yerine Budizm’e merak saldım. Bence çok daha ilgi çekici bir prensipler dizisi. Yine de bu kitapları da okumayı istiyorum; sanırım Budizm ile beraber dünyadaki çoğu insanın bağlı olduğu dini (her ne kadar Budizm bir dinden çok düşünçe şekli olsa da) anlamama yardımcı olacak. – 15%

Kategori yüzdesi: 26%

Günlük

  • Mahalleyi keşfe çık
    • Tuzla’nın nesini keşfe çıkacaktım? Bunu bir nebze Bostancı’da yaptım sayılır. Ama amaca yönelik değildi. Bilmiyorum. Hala olabilir? – 0%
  • 1 ay boyunca vejetaryen olarak yaşa
    • Zamansızlık. 1 hafta olarak düzenlemeyi de düşündük (Tuğçe ile birlikte) ama ben 1 haftanın anlamsız olacağını düşünüyorum. 1 ay oldukça önemli. – 0%
  • 20 lirayla 1 hafta yaşa
    • Bu maddeyi detaylandırıp 2016’da tekrar uygulamayı planlıyorum. – 0%

Kategori yüzdesi: 0% 🙁

Sevgiliyle Birlikte

  • Daha önce gitmediğin 5 farklı yere git 3/5
    • Bu yıl Nisan ayında Berkan ve Pınar ile İspanya’ya, Alican ve İnci’yi ziyarete gittik. Barcelona’dan başlayan yolculuğumuzda Katalonya’yı gezdik; Aigüestortes adında bir dağa çıktık. İnanılmaz bir yerdi. Ekim başında balayımız için Göcek’e gittik. Aralık ayında ise Pınar ve Muzaffer ile Kocaeli’nde güzel bir bungalov tatili yaptık. – 60%
  • Telefonunu yanına almadan tüm bir gününü dışarda geçir
    • Yine olmadı. Bu da aslında bana önemli bir şeyi gösteriyor: Telefonlarımıza bağımlı yaşıyoruz! – 0%
  • Evlen 🙂
    • Evlendik! 🙂 – 100%

Kategori yüzdesi: 74%

Hayat

  • Sevdiğin bir muhite taşın
    • Bu yılın en büyük başarılarından biri bu olabilir. Hayvan dostu bir muhite taşındık: Bostancı. Sahile yakın, metroya yakın, her yer kedi dolu. Buralar çok güzel. 🙂 – 100%
  • Blogdaki portfolyoyu güncelle
    • Gerek duymadım. – 0%

Kategori yüzdesi: 90%

Spor

  • Toplamda 100 km koş 5.3/100
    • Tuzla’da koşacak yer yoktu. Düşünüyorum da, Tuzla beni gerçekten kötü etkilemiş. Bostancı’ya taşındıktan sonra şimdilerde ancak normal hayatımıza dönebiliyoruz. Bu yıl çok daha farklı olacak. 🙂 – 5%
  • Avrasya Maratonu’nda 10 km koş
    • Biletimizi aldık, koşacağız. 1 hafta kala ayağımı yaraladım. İçimde ukte kaldı. 🙁 – 0%
  • Bridge Jumping yap
    • İspanya’da yapacaktık ama zaman yaratamadık. – 0%
  • P90X3’ü 1 kere bitir 0/1
    • Eh… – 0%

Kategori yüzdesi: 2%

Programlama

  • Hacker Rank’te 7 Game Theory Challenge’ı çöz 0/7
    • Sanırım ilgim programlamadan çok business problemleri çözmeye yöneldi. Bilmiyorum. Hiç içimden gelmedi. – 0%
  • Project Euler’de 5 soru çöz 0/5
    • Aynı şekilde. – 0%

Kategori yüzdesi: 0%

Kariyer

  • Yetenek.li‘nin 250 bin üyeye ulaştığını gör 60000/250000 – 24%
  • Yetenek.li‘nin iOS uygulamasını çıkar – 0%

Kategori yüzdesi: 18%

Akademik

  • Coursera üzerinde 4 ders tamamla 0/4 – 0%
  • GMAT sınavından 780 puan al
    • 680 aldım. Hedefi yüksek tutmak iyidir. 🙂 800 üzerinden fena bir puan değil bence. – 87%
  • Yüksek lisansa başla – 100%

Kategori yüzdesi: 67%

Toplum

  • 3 TEDTalk çevir 0/3
    • Topluma yönelik hedeflerimde farklı şeyler yapmaya karar verdim. – 0%

Kategori yüzdesi: 0%

2015 yüzdesi: 37%

Dipnot: Hesaplamaları nasıl yaptım? Her kategorideki maddeleri önem sırasına göre dizip ağırlıklı ortalamalarını aldım. Sonra da aynı işlemi kategoriler arasında yaptım.

2016 ilk çeyrek hedeflerim burda: http://e-k.in/hedefler-2016-ilk-ceyrek/

2014’te neler yaptım?

2014 bitti. Hem dönüp bu geçen yılda neler yapmışım, hem de hedeflerimde ne kadar ilerleyebilmişim değerlendirmenin zamanı geldi.

Bu yıl birçok kilometre taşını geride bıraktım. Geçtiğimiz Ocak ayında Bilkent‘ten sonunda mezun oldum. Artık Bilgisayar Mühendisi adı altında bir ünvanım var. Hemen ardından 1 Şubat’ta 7. yılımıza yaklaşırken nişanlandık. Mart ayında Yetenek.li ilk defa haber oldu: Webrazzi’de haberimiz çıktı. Haberin etkisiyle 1000 kullanıcı barajını geçtik. Yaz aylarında büyümeye başladık ve Kasım’daki Web Summit‘e davet edildik. Röportajımız yapıldı, Yetenek.li olarak tekrar haber olduk. Tuğçe’yle beraber Türkiye’yi gezmeye başladık, annem ve kardeşimle (Özgür) beraber Yunanistan’a gittik. Özgür üniversiteyi kazandı ve İstanbul’a geldi.

Peki ilk defa listelediğim hedeflerde ne durumdayım?

Kişisel

  • 12 kitap oku 24/12
    • Bu yıl aynı zamanda kitapları orijinal dilinde okumaya başladığım yıl da oldu. Çeviri kitaba mahrum kalmak, Türkçe çevirmenlerin kalitesi yüzünden oldukça kötü. Tabii İş Bankası, Can, YKY gibi yayınları tenzih ederim. Özellikle İş Bankası’ndan çeviri yayın okumak hala büyük bir zevk benim için. – 100%
  • 82 kiloya düş 81.9/98
    • Önce ketojenik diyetle (Yiğit sağ olsun), sonra biraz sporla, sonra da beslenmeme dikkat ederek hedefime ulaştım, mutluyum. Medium bedene düştüm. 🙂 – 100%
  • IMDb ilk 250 listesinden 50 film izle 12/50
    • Hedefin şeklinde sıkıntı olduğuna kanaat getirdim. Sayması oldukça zor oldu, bir yerden sonra da bıraktım. Listeden 50’den fazla film izlemişimdir. Ama eski izlediklerimi saymıyordum. Yeni yıl için böyle bir hedef ekler miyim bilmiyorum. – 24%
  • İlk kitabını yaz
    • Bitmedi ama başladım! Başlamak bitirmenin yarısı derler. Biraz mühendis kafasıyla yazdığım için de önce kitabın taslağını ve hikaye akışını kurguladım. – 25%
  • Orta seviyede Fransızca öğren
    • İlk aylarda Duolingo ile bir miktar ilerleme kaydetmiştim ama “orta seviye” çok göreceli bir kavram olduğu için bu madde beni yeterince motive edemedi. Fransızca öğrenmeyi hala istiyorum. Yeni yıl için farklı bir hedefim olacak. – 10%
  • Orta seviyede Yan Flüt öğren
    • Yan flütüm yamuldu ve sonrasında da paslandı. O yüzden bırakmak zorunda kaldım. Henüz yenisini almadım, bu yıl almayı da düşünmüyorum. Bir yıl ara vereceğiz anlaşılan. Oysa Mamak Türküsü’nü çalmaya başlamıştım. 🙂 – 10%
  • 10 rüyanı yazıya dök 0/10
    • Bu hedefi sonradan koydum. Sanırım üşengeçlikten ve kalan zamanın kısalığından dolayı 1 tane bile yazmadım. Rüyalarımı yazmak bana farkındalık kazandırıyordu. Tekrar deneyeceğim. – 0%

Kategori yüzdesi: 51%

Günlük

  • Telefonunu yanına almadan tüm bir gününü dışarda geçir
    • Planladım ama yapamadım. Ne acı değil mi? Aslında bir benzerini bu yıl Hacıllı’da kamp yaparken başarmıştım ama onu saymıyorum. Sonradan bu maddeyi Tuğçe’yle yapmaya karar verdik, Gülfemin’in önerisiyle de günümüzü Balat’ta geçirmekte karar kıldık. Ama çok geç kaldık, yıl bitti. Bu benim bu yılki en büyük başarısızlığım. 1 günümü bu hedefimi tamamlamak için ayırmadım. – 0%

Kategori yüzdesi: 0%

Sevgiliyle Birlikte

  • 2 farklı ülkeye git 1/2
    • Pek gitmiş sayılmayız, bu yıl yurtdışı açısından verimsiz bir yıl oldu. Alaçatı’yı ziyaret ettiğimizde Yunan adalarından Chios’u (Sakız) günübirlik ziyaret ettik. Yunanistan topraklarına bastık mı bastık. 🙂 – 50%
  • Türkiye’de daha önce gitmediğin 3 farklı yere git 3/3
    • Bu da bu yılki en büyük başarılarımızdan olabilir. Sırasıyla Hacıllı’da Berkan ve Pınar’la kamp yaptık, Alaçatı’da 7. yıldönümümüzü aylak tatil yaparak kutladık ve Bozcaada’da Gülfemin, Mithat ve Özgür’le nefis zaman geçirdik. Sırasıyla Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına sıkıştırmış olsak da hepsi birbirinden güzeldi. – 100%
  • Postcrossing’den 52 kartpostal al 0/52
    • Yapmadık. Daha doğrusu ilk 5 kartpostalı göndermek için hazırladık ama bir türlü postaneye götüremedik. Başkalarından kartpostal alabilmek için önce sizin atmanız gerekiyor. Sonrasında da sıkıldık, yani en azından ben sıkıldım. O kadar güzel bir madde gibi gelmemeye başladı. – 0%

Kategori yüzdesi: 67%

Spor

  • Toplamda 250 km koş 171.78/250
    • Bitiremedim. Çok iyi gidiyordum, yaz ayları bitmeden bu seviyeye ulaştım. Sonradan çok sevdiğim Ataşehir’den Tuzla’ya taşınınca elimde olan ortam kayıp gitti. Koşacak morali bir türlü bulamadım. Şimdi koşmaya devam etmek istiyorum ama ancak arabayla sahile inerek yapabileceğim gibi. – 68%
  • Avrasya Maratonu’nda 15 km koş
    • Kayıtları kaçırdım desem? Erteleye erteleye kaçtı iyi mi. – 0%
  • Bungee Jumping yap
    • Yapacak yer bulamadım. Gerçekten. Fakat Nisan’da İspanya’ya gidiyorum, orda bungee değil de bridge jumping yapılan bir yer buldum. Pınar’la atlayacağız umarım. 🙂 – 0%

Kategori yüzdesi: 34%

Programlama

  • 52 Project Euler problemi çöz: 6/52
    • Haftada bir tane hedef koymak çok mantıklı değilmiş. Hedefi çok yukarı çekmişim; bitmeyeceğini içten içe bildiğim için de devam etmemişim. Sorular gittikçe zorlaşıyor, ilk 50 sorunun basitliği yok. – 11%
  • Python ile bir uygulama geliştir
    • Bir miktar Python öğrendim. Sonra bir şeyin farkına vardım: Python’ın bana şu an için hiçbir getirisi yok. Ben de Python yerine Objective-C öğrenmeye başladım ve iki tane basit uygulama geliştirdim. Şimdi Yetenek.li’nin iOS uygulamasını yapanlardan biriyim. Hatanın neresinden dönsen kârdır. – 75%
  • NodeJS öğren
    • Öğrenmeyi çok istiyordum. Öğrendim. Uygulama bile geliştirdim: http://www.natokafa.com – 100%
  • AngularJS öğren
    • Fırsat olmadı. Mobil işlere kaydığım için de şimdilik gerekli görmüyorum. – 0%
  • xx satır kod yaz: 0/xx
    • Fark ettim ki çok saçma bir hedefmiş. Kaç satır kod yazdığının önemli olduğu bir yer varsa o da ne kadar az yazdığın; daha doğrusu ne kadar az yazarak ne kadar çok iş hallettiğin. Bu madde için bir istisna uygulayacağım ve değerlendirmeye almayacağım.

Kategori yüzdesi: 62%

Kariyer

  • Yetenek.li‘nin 100 bin üyeye ulaştığını gör 32269/100000
    • Büyümeye devam ediyoruz. Yetmez ama evet! – 32%

Kategori yüzdesi: 32%

Akademik

  • Coursera üzerinde 6 ders tamamla 3/6
    • Listedeki favori maddelerimden biri. Daha fazla ders de bitirebilirdim, hatta 2 farklı dersin de yarısındayım. Gamification, Game Theory ve Model Thinking derslerini tamamladım. Üçünden de sertifikamı aldım. – 50%
  • GMAT sınavından 700 puan al
    • GMAT için çalışmaya başladım. Malum bu yıl yüksek lisansa başlamayı düşünüyorum. Ama sınava giremedim çünkü kendimi $250 vermeye hazır hissedemedim. 🙂 Deneme sınavında bu puana yaklaştım ama artık 700 değil daha yüksek bir puan almayı hedefliyorum. – 35%

Kategori yüzdesi: 45%

Toplum

  • 10 TEDTalk çevir 4/10
    • Bir süre sonra sıkıldım ve bıraktım. Toplamda 10’dan fazla çevirim var. Devam edecek miyim henüz bilmiyorum. – 40%

Kategori yüzdesi: 40%

2014 yüzdesi: 48%

Dipnot: Hesaplamaları nasıl yaptım? Her kategorideki maddeleri önem sırasına göre dizip ağırlıklı ortalamalarını aldım. Sonra da aynı işlemi kategoriler arasında yaptım.

2015 hedeflerim burda: http://e-k.in/hedefler-2015/

Dublin ve Web Summit 2014

Yoğun geçen ayların ardından birikmiş taslakları yazıya çevirmeye karar verdim. Buna da henüz taslağı hazır olmayan Dublin gezisiyle ve doğal olarak Dublin’deki Web Summit 2014’teki gözlemlerimle başlamak istiyorum. Sıcağı sıcağına, unutmadan. 🙂

2-8 Kasım tarihleri arasında Dublin’deydim ve 4-5-6 Kasım tarihlerinde sabahtan akşama kadar Web Summit alanındaydım; sonrasında da mümkün oldukça Pub Crawl adı verilen gece etkinliklerine katıldım. Fırsat buldukça Dublin’i gezmeye de çalıştım. Dublin’de ilgimi çeken ilk iki şey halkın İngilizce’den farklı bir dil olan İrlandaca adlı bir dili de kullanıyor olmaları ve evlerin sağlam tuğla yapılı olması oldu. Anladığım kadarıyla İrlanda halkı çoğunlukla keltlerden oluşuyor ama vikinglerle bir akrabalıkları da olabilir. Şehrin çeşitli yerlerinde bunu ima eden şeyler gördüm. Evler ise şahane.

Dublin Şehir Merkezi'nden
Dublin Şehir Merkezi’nden

Gittiğim ülkelerde market gezmeyi çok seviyorum. Burda da daha ilk günden bir markete girdim. Yurtdışına çıkmanın benim için en iyi yanlarından biri domuz ürünleri tüketebilmek. Ribs bir yana bacon, sosis, ham gibi şarküteri ürünlerini özellikle çok seviyorum. Markette de şarküteri reyonunu ve Türkiye’ye kıyasla ucuz fiyatlar görmek insanı mutlu ediyor. Fakat bu sefer karşılaştığım balık manzarası ilginç geldi. Adamlar şarküteri reyonunda açıktan balık satıyorlar. Ben reyona bakarken teyzenin biri geldi, eliyle balığı alıp sepetine koydu.

Şarküteri reyonu
Şarküteri reyonu

Dublin şehir merkezinin ortasından bir nehir geçiyor ve bu nehrin Phoenix Park’a yakın tarafındaydı otelimiz. Phoenix Park’tan birazdan bahsedeceğim. Otel ise Luas denen bir tramvay hattının üzerinde bulunuyordu. Heuston ve Museum duraklarının ortasında. Tramvayların çoğunda durak isimleri İngilizce olarak değil de İrlandaca şekliyle yazılıyor. Heuston aynı şekilde yazılıyor, Museum da Ard-Mhusaem; ama durağın adı Smithfield’da ineceksek “Margadh na Feirme” ya da Four Courts’ta ineceksek “Na Ceithre Cuirteanna” olabiliyor. Gide gele ezberledim tabii bunları. Özellikle Museum-Jervis arasını bolca teptik. Jervis’te inip nehrin öbür tarafına geçince ünlü Temple Bar’a çıkıyorsunuz. Orda kırmızı tabelasıyla Temple Bar’ı görebilirsiniz; ancak Temple Bar artık bölgeye ismini vermiş. Her türlü dükkan kendi ismine bir şekilde “Temple Bar”ı eklemiş; üstelik dükkanın bar olup olmaması fark etmiyor. Asıl bara girdiğimizde İrlanda’da okurken bir yandan Temple Bar’da garson olarak çalıştığını öğrendiğimiz ve bize gidilecek yerler konusunda bilgi veren Elif’e burdan selamlar. 🙂

Dublin’in şehir merkezindeki diğer bir önemli yer ise Trinity College. 1592’de kurulan bu güzide eğitim yuvasının mezunları ve hocaları arasında Isaac Newton, Francis Bacon, Niels Bohr, Bertnard Russell, Ludwig Wittgenstein gibi isimler var. Kampüsün içine giriş serbest; hatta içerde müzeler dahi mevcut. Kampüs şehrin oldukça merkezinde. Bir kapısı, Dublin’in İstiklal Caddesi olan Grafton Street’e bağlanıyor dersem ne kadar merkezi olduğunu anlarsınız. Buna rağmen içerisi yemyeşil. Binalar ise güzelce korunmuş.

Trinity College Kampüsü'nden
Trinity College Kampüsü’nden

Trinity College içerisinde, yıllardır gitmek istediğim bir yer vardı: The Old Library. Dublin’de olduğunu bilmiyordum ve Trinity College’a gidene kadar da bunun farkına varmamıştım. Farkına vardığımda yaşadığım mutluluğu, içeri girdiğimde gözümün nasıl döndüğünü anlatamam. Kütüphaneleri oldum olası sevmişimdir: Sadece içerisinde kitapları barındırdığı için değil, aynı zamanda bana huzuru ve rahat çalışmayı hatırlattığı için de. “The Long Room” olarak adlandırdıkları o yere girdiğimde her ne kadar artık kütüphane olarak kullanılmasa da içime bir huzur doldu.

The Long Room
The Long Room
Yanlardaki büstlerde çok önemli isimler var
Yanlardaki büstlerde çok önemli isimler var

Kütüphanedeki her santimi karışlarken köşede duran camekan içindeki arp ilgimi çekti. Yaklaşıp içindeki yazıyı okuduğumda, İrlanda’da neden her yerde arp gördüğümü anladım. Sonradan öğrendiğime göre Britanya’da arpların önemli bir yeri var. Ancak Trinity College’da gördüğüm arpın ismi “Brian Boru Harp” olarak geçiyordu. Bu arp, yaklaşık 1000 yıl önce İrlanda’nın yüksek kralı olan Brian Boru’ya aitmiş. 18. yüzyılda ise Trinity College’a gelmiş. Bu arp, İrlanda’nın resmi sembolü imiş. Guinness’in dahi sembolü bu arp.

Irish Breakfast
Irish Breakfast

Yukarıdaki fotoğrafta görülen kahvaltı tabağı, İrlandalıların yaptığı kahvaltının bir kısmı. İçinde yumurta, bacon, sosis, fasülye ve black pudding dedikleri şey var. Baconları daha önce yediklerime göre daha kalındı. Markette bakındığımda gördüğüm kadarıyla genellikle kalın bacon tüketiyorlar. Kalın sosislerinin içinde etten başka şeyler de var, tadını patatese benzetmiştim ama ne olduğunu bilmiyorum. Fasülyeleri ise mükemmel. Bizdeki tadı ağır kuru fasülyeler gibi değil. Bizdeki kuru fasülyeye de bayılıyorum, yanlış anlaşılmasın. Etli kuru fasülye en sevdiğim yemeklerden biridir. Ancak tahmin edersiniz ki o fasülye kahvaltıda yenmez. 🙂 Bu yeniyor. Oldukça hafif, küçük taneli ve lezzetli. Ancak gel gelelim black puddinge. Ne olduğunu az çok biliyordum, ancak yine de bir tadına bakmak istedim. Keza İlker pek beğendi. 🙂 Tadı fena değil. Ancak içinde kan (domu kanı) olduğunu bilmek yememin önünde çok büyük bir engel teşkil etti. Sanırım o kadarını midem kaldırmaz. Black pudding de eksik olsun.

Duvar yazısı: "Solidarity with Kobane"
Duvar yazısı: “Solidarity with Kobane”
Arp şeklindeki köprü
Arp şeklindeki köprü
Google Dublin'in en üst (sanırım 13.) katından şehir manzarası
Google Dublin’in en üst (sanırım 13.) katından şehir manzarası

Dublin’de bulunduğum süre içerisinde Google, Facebook ve SkillPages ofislerini ziyaret ettik. Google’a Türk bir tanıdığımız sayesinde girdik. Facebook’u ise Etohum toplantısı sayesinde gezebildik. Google inanılmaz kalabalık. 5 koca binaya sahipler ve 3000’in üzerinde çalışanları var. Öğle yemeği saatinde gittik ve içerisi oldukça bunaltıcıydı. Yine de baristaları çok güzel kahve yapıyor ve binalar içinde sakin mekanlar bulabilmek de mümkün. Sanırım yemek saatinde gördüğüm için biraz bunaltıcı geldi. Facebook ise Dublin’de 500’den fazla çalışana sahipmiş. Google’a yakın bir konumda bir binaya sahipler ve binaları oldukça güzel. Skillpages içinse banliyöyü kullanarak şehrin az dışında, Blackrock adında bir yere gitmemiz gerekti. Dublin’in 2 milyonluk bir şehir olduğu düşünülürse ve Google’ın bulunduğu bölgeye kalabalık diyorsam, bir de Skillpages’in bulunduğu banliyönün boşluğunu düşünün. Tam yaşamalık yer! Kasaba evleri, evlerin ortasına ikişer üçer katlı çalışma alanları yapılmış. Skillpages ise bu katlardan birine sahip. Dublin ofislerinde 42 kişi (Skillpages CTO’su Mike McCharty’nin Douglas Adams’dan alıntıladığı üzere “Hayatın Anlamı”) çalışıyormuş. İnanılmaz bir mütevazılıkla, çatkapı gelen bizi kabul etti, açık mutfağa davet etti ve bize kahve hazırladı. Dublin’de tanıştığımıza memnun olduğumuz insanlardan biri kendisi. 1 saatini bize ayırdı ve karşılıklı olarak Yetenek.li ve Skillpages’ten bahsettik. Müthiş bir deneyimdi. Tabii bu deneyimden sonra Türkiye’deki start-up ekosisteminin bile daha çok yol kat etmesi gerektiğini bir kez daha görmüş olduk.

Blackrock kıyıları
Blackrock kıyıları
"Think Users First"
“Think Users First”
Facebook Dublin duvarına işaretimizi bıraktım; sol alta dikkat
Facebook Dublin duvarına işaretimizi bıraktım; sol alta dikkat

Dublin’in benim için en büyük sürprizlerinden biri Phoenix Park’taki geyiklerdi. Normalde dağlarda yaşayan geyikler, yılın belli zamanlarında şehre inip parkın içinde takılıyorlarmış. Bu da benim Dublin’de bulunduğum tarihlere denk geldi. Burda geyikler tamamen özgür. Sonbahar aylarında özellikle Phoenix Park civarında oluyorlar. İnsanlara saldırmıyorlar ama insanların çok yaklaşmasından da çekiniyorlar. Korkutmadan 1-2 metre yakınlarına kadar varabildik. Gerçekten güzel olan tarafı, hapsedilmemiş olmaları. Phoenix Park’ta Avrupa’nın en büyük hayvanat bahçesi de mevcut ama bence geyiklerin durumu çok daha ilginç ve güzel.

25 metre öteden yaklaşırken her adımımı izledi
25 metre öteden yaklaşırken her adımımı izledi

Phoenix Park dışında, içinde St. Patrick kilisesinin de bulunduğu, Harry Potter’dan fırlamış gibi duran iki kiliseyi ziyaret ettik. İçlerine giremedik ama zaten bu yapıların içleri beni çok alakadar etmiyor. Dışarıdansa o kadar güzeller ki… Tuğla mimarisi çok hoşuma gidiyor ve yüzyıllar önce yapılan bu yapıların tek parça ve tüm ihtişamıyla bugünlere kadar gelmesi beni etkiliyor. Kilise dışında ise öyle bir yere gittik ki, kesinlikle Dublin’e gidenlere ziyaret etmelerini öneririm: Kilmainham Gaol. Burası, 200 yıldan uzun bir süre hapishane olarak hizmet vermiş bir yapı. Şehrin merkezinde. Burayı önemli kılan şey ise, özellikle siyasi suçluları barındırmış olması. İrlanda, Britanya İmparatorluğu’ndan ayrılıp kendi başına bir cumhuriyet olmayı çok kez denemiş. Bunu başarmalarından öncesindeki başarısız denemelerinde ise isyan çıkartanlar buraya kapatılmış ve idam edilmiş. Her ne kadar idam edilenleri anlatırken, sunum becerisine hayran kaldığımız müze görevlisi 18 yaşında idam edilen bir isyancıdan bahsederken durumun vehametinin altını çizmiş olsa da, bu tarz olaylar bize de çok uzak değil. Keza kendisi 1900lerin başından bahsediyor ve bu bile, İrlanda’da, İrlanda’nın bağımsızlığı için mücadele vermiş 18 yaşındaki bir gencin ölümü bile 100 yıl sonra benim yüreğimi dağlayabiliyorken, daha yakın geçmişimizde yaşı büyültülerek idam edilmiş Erdal Eren’in acısı içimi parçalıyor. Zaman ve mekan fark etmiyor, Kilmainham Gaol insanların ne denli acımasız olabildiğinin kanıtı niteliğinde.

Müze görevlisi inanılmaz bir sunum kabiliyetine sahipti
Müze görevlisi inanılmaz bir sunum kabiliyetine sahipti
İdamlar balkonun bulunduğu yerde, kamuya açık şekilde, suçluların asılmasıyla yapılırmış
İdamlar balkonun bulunduğu yerde, kamuya açık şekilde, suçluların asılmasıyla yapılırmış

Gelelim Web Summit’e. Genel olarak stand açan start-upları gezmeye ve 3 gün boyunca birkaç farklı sahnede devam eden konuşmaları dinlemeye çok fırsatımız olmadı. Tüm zamanınızı bunlara ayırsanız dahi her şeye yetişemiyorsunuz. Keza 2000’den fazla start-up stand açtı; konuşmacılarsa farklı sahnelerde yer aldı. Biz de stand açan start-uplardan biriydik. Etkinliğin 2. günü olan çarşamba günü, ana sahnenin bulunduğu yerde “sosyal ağlar” kısmında Yetenek.li standımızı açtık. Standa gelip giden belki 100’ün üzerinde ilgiliyle (diğer start-uplar, yatırımcılar, partnerler, katılımcılar vs.) görüştük. Güzel yorumlar aldığımız kadar yapıcı eleştiriler de aldık ve grup olarak belki 1 yılda öğrenemeyeceğimiz şeyler öğrendik. Aynı gün Webrazzi ekibi de Türk girişimlerini tanıtmak için oradaydı ve Yetenek.li olarak bizle de röportaj yaptılar. Haberi okumak ve röportajı dinlemek için http://webrazzi.com/2014/11/06/web-summitte-yerli-girisim-turu-2/ linkine gidebilirsiniz.

Genel olarak dinleyebildiğim konuşmacılar arasında en etkileyicileri Peter Thiel, Dave McClure ve David Tisch oldu. Peter Thiel ununu elemiş, eleğini asmış; artık günümüzün ötesinde gerçekleşecek girişimlere doğru yol almış görünüyordu. Uzay seyahati ve ölümsüzlük üzerine konuştu. Dave McClure ve David Tisch ise günümüz mobil ve giyilebilir ürünlerinden oluşmaya başlayan start-up ekosistemine yeni giren oyuncular için çok değerli tavsiyeler verdi; özellikle David Tisch sözünü sakınmadan yapılması gerekenleri söyledi.

Bunlar dışında Machine Summit kısmında gördüğüm kadarıyla Drone teknolojisinde büyük gelişmeler var. Aynı şekilde Thalmic Labs’ın çıkardığı Myo Gesture adı verilen giyilebilir cihaz oldukça umut vaadediyor. Kolunuza taktığınız cihaz, kas kasılmalarını algılayarak kolunuz ve elinizle yaptığınız hareketleri anlamlandırıyor. Mobil cihazların artık bilgisayarları arkaplanda bıraktığı günlere doğru ilerliyoruz. Bunu da Web Summit’in genelindeki yönelimlerden çıkarmak mümkün.

Son olarak, direkt olarak röportaj videosunu izlemek isterseniz sizi böyle alalım:

Girişimcilik nedir? Ne değildir?

Bugün birebir yaşadığım bir örneği üstünden zaman geçmeden yazmak istiyorum. Aslında bu hikayeyi İlker’e bırakmalıydım ama dayanamadım. 🙂 Önce girişimciliğin ne olmadığını yazarak başlamak istiyorum.

Girişimcilik ne değildir?

Bir start-up için ana sayfa yaratılırken, sosyal ağ olduğu için ana sayfaya 3 adet örnek profil konulmaya karar verilir. Profesyonel örnek için, bağlı olunan şirketin profesyonelliği simgeleyebilecek çalışanlarından biri eklenmek istenir. Bir dizi telefon trafiğinin ve tam 3 günlük bekleme sürecinin sonunda OLUMSUZ yanıt gelir.

Girişimcilik nedir?

Aynı gün, ofiste yemeğe çıkarken lobide müzik yapan birkaç eleman görülür, yan flüt çalan elemanın imajı çok iyidir, güzel de çalmaktadır. Yanına gidilir, o çalarken onu rahatsız etmemek için telefona “kaça kadar burdasınız?” yazılır ve elemana gösterilir. Eleman müziğine ara vermeden parmağıyla cevap verir. Resital sona erince elemanla tanışılır, ofise davet edip proje gösterilir, ana sayfada yer almak isteyip istemediği sorulur, anında OLUMLU yanıt alınır, hemen lobiye inilip fotoğraflar çekilir, iletişim için telefon numaraları değiş-tokuş edilir.

Girişimcilik ne değil 3 gün, girişimcilik 1 saat, kurumsal kafaysa paha biçilemez.